Yaklaşık bir haftadır müzik dinleyemiyorum bilgisayarımın ses kartının yanmasından dolayı.. Bu kadar süre geçince farkettim de şarkılar vazgeçilmezim olmuş. Bu sefer çaresiz kendim mırıldanmaya başladım, o harikulade sesimle..
"şimdiii uzaklardasın, gönül hicranla dolduu.."
Bu sözleri mırıldanırken kederle, "uzaktakine sevgilerle" diyorum.. Ardından kendimi avutup "hiiiiç ayrılamaam derken..." diye devam ederken hüzünle, kendime geliyorum; "ne kavuşması be bırak şu zırvaları" diyorum..Sonra, aklıma bir şarkı daha geliyor, potpori yaparcasına devam ediyorum;
"sözlerimi geri alamam,
yazdığımı yeniden yazamam,
çaldığımı baştan çalamam,
bir daha geri dönemem..."
O anda "peki o gelecek mi?" diye sorasım geliyor..Boş verip devam ediyorum en sevdiğim sözlerle; "hiç bi kere hayat bayram olmadı ya da..." "ya da"sı yok..Ne gerek var ondan sonrasına? Her soluk bir ızdırapken..Her nefes onsuz geçen anlara bir lanetken; kurtulmak imkansız yok edemezsin kapanı..Bir umut değil işte yaşatan insanı, istersen affetme kuralları koyanı..
Kurallar demişken bir başka haykırış geliyor aklıma; bir lanet okuyuş.. Durmak yok erdal diyorum söylemeye devam:
"Kim demiş köşe başında tezgah kurmuşlar
düşmüş işportalara sevda gibi sevdalaaar..."
Az biraz yorulduğumu hissediyorum. Paslı kalbim fazla ışıldadı bugün diye içimden geçirip, oturuyorum çimlere ve seyreyliyorum; hayata uymayı başaranları.. Bu manyağı umursamayanları.. Çok sevdiğim "insancıkları".. Ardından derin bir nefes alıp, başlıyorum yine söylemeye:
"uzaktan bakıp insanlara,
konuşmalar yazdım dudaklara..
sonra kendime baktım.
tıklım tıklım yalnızdım..."
Konuşmaları yazarken fütursuzca "gürkan olsa da şu sevgililerin birbirlerine söylediklerine 'playback' yapsak" diyorum içimden.."en terbiyelisinden.."
Artık sıkıntı basıyor ve uzaklaşıyorum oradan..Hurda megalomanlar sarmadan etrafımı kaçıyorum ve onlara hitaben başlıyorum yine yeniden;
"Beni bırakın kendi halime, çok bitkinim ve de yorgunum
terapi ordularınızı geri çekin artık, son günler durgunum..."
Eyvah..! Yine yakalandım kaçmak isterken.. 'yahu ne kadarda yeteneksizim' diye serzenişte bulunuyorum kendime.. Neyseki bi cevap geliyor aklıma, yırtıyorum paçayı..
En sevdiğim cevap kendisi : "bilmem.."
Hızlı adımlarla potporiye devam ederek uzaklaşıyorum;
"Ben nereden bileyim bana sorma
aklım kendime zor yetiyor..
hal ve gidiş sıfırın altında
insan dilini zor tutuyor..."
Ellerim cepte fazlaca dolaştığımının farkına varıyorum, saate bakıyorum.. Az kaldı derse diyorum ve ağır adımlarla merdivenlere doğru yürüyorum.. Çıkarken basamakları aklım dolu dizgin, son bi şarkıya daha vokal yapıyorum;
"Şarabı şişeden içmişim
Balı peteğinden yemişim
Hergün şarkı söylemişim
Bunu bir ben bilmişim..."
ve sıra en sevdiğim yere geliyor:
"Vay be, ben neymişim!
Vay be, ben neymişim!
Vay be..."
| Yorumlar |
|
3.26 Copyright (C) 2008 Compojoom.com / Copyright (C) 2007 Alain Georgette / Copyright (C) 2006 Frantisek Hliva. All rights reserved."
| < Önceki | Sonraki > |
|---|

kisaca ben de mutsuzum hem de nedenim...
Götürmeyeceksin o zaman o çubuğu ...
tarzınızı çok sevdim hepinizinki&...
ask hep ayni ve yerinde cirkinlesen k...
anlamsizligiyla anlam kazanlar ve onl...
her çirkinin bir güzeli vardır..
her çirkinin bir güzeli vardır..
nerimanın yaptığı en iyi şey san...
çoq güzl ve içtenn
özellikle son iki yazında kelimeler...