Uyanıyorum.. Kapı çalıyor hafifçe, beyaz bir yataktayım. Kapı biraz aralanıp gözlüklü şirin bir nine bana bişeyler söylüyor, Fransızca gibi.. Anlamıyorum ama en sonundaki kafa hareketi ile beni bir yere çağırıyor sanki. Kalkıyorum, terliklerimi giyerken penceredeki manzara takılıyor gözüme. Yemyeşil tepeler, açık bir gökyüzü ve birkaç çocuk, koşarak oynuyorlar. "Film seti falan galiba burası" diye söylenerek kapıdan çıkıyorum. Nine tostları masaya koyarken bana yine bişeyler söyleyerek sandalyeyi işaret ediyor. Kahvaltı masası, mutlu aile tablosu derken iyice alışmış hissediyorum kendimi, evimde gibiyim. Az önce yaşadıklarım rüyaydı galiba diyorum. Lakin dün hakkında hiçbir fikrim yok, tüm hafızam o rüyadan ibaret.
"S'il vous plaît", bildiğim tüm Fransızca bilgisini tek hamlede döküyorum nineye, elindeki çaydanlıktan bana bir bardak çay doldurmak için sorarcasına bakarken. O sırada gözüm takvime ilişiyor, "1946" görüyorum. Derken,
♠
Yorum yaz (0 Yorumlar)
Seqizz










